Mam Celal’e ağlamak

05 Ekim 2017 Perşembe

UMUR HOZATLI

Ortadoğu’da, etrafı bağnaz ve yobaz tiranlarla çevrili tutsak Kürdistan’ın güney parçasında bir adamın 70’li yıllarda çıkıp demokratik modern siyasetten bahsetmesi pek anlaşılmamıştı.

Ezeli Kürt düşmanlarına karşı özgürlük için verdiği mücadele kadar bu konuda da mücadele etti, ısrar etti, çünkü onun için çok önemliydi, uzun uğraş ve çabalar sonucu -hiç değilse yarı yarıya- anlayanlar oldu ve Güney’de demokratik bir siyaset ekseni gelişti.

YNK’nin doğmasının temelinde biraz da bu ısrar vardır.

Onun yarattığı çizgi toplumsal yaşam biçimine de yansıdı, bu konuda da ısrarlıydı; din tabusu altında ezilmiş, gericileştirilmiş, bilimden, aydınlanmadan uzak Ortadoğu’nun toplumsal kültürleri arasına sıkışmış, ezilmiş, asimile olmuş Kürt halkının aydınlanmasını, entelektüel gelişim sağlamasını, kadın-erkek eşitliğinin ilerlemesini istiyordu. 

Belki aşiret feodalizmine dayalı feodal yaşam değer yargıları sistemini fazla değiştiremedi veya değiştirmedi ama diğer hedeflerinde önemli ölçüde başarılı oldu.

Kadın özgürlüğü ve gelişimi anlamında eşi Hero Xan önemli bir örnektir, yaşam ortaklıklarının daha başlarından bugüne hem eş, hem yoldaş, hem silah arkadaşı oldular.

Bu örneğin yansımalarını bugün hem Süleymaniye sokaklarında hem de siyasal ve silahlı mücadele alanlarında görebilirsiniz; bu, Ortadoğu’nun gericilik mengenesine sıkışmış Güney Kürdistan için devrim niteliğinde bir gelişimdir.  

DAİŞ’le savaşırken şehit olan bir kadın peşmergenin evine gittim Süleymaniye’de, -DAİŞ sürecinde Güney Kürdistan peşmergeleri arasında şehit olan tek kadın peşmerge-, eşi de peşmergeydi ve çocukları vardı, savaş alarmı dışındaki görev zamanlarında 15’er gün dönüşümlü gidiyorlarmış cepheye, Güney’in mevcut yapısı içinde rastlanması çok zor bir durum. 

Sonra eşi anlattı; “Bu yolu bize Mam Celal açtı; eşim, Leyla Qasım’dan bu yana tüm devrimci kadın kahramanlarımızı örnek aldı ve ben aldığım kültür gereği ona destek olmaya çalıştım. Devrimci bir kahramanın eşi olmaktan gurur duyuyorum”.

Görüştüğüm diğer kadın peşmergeler ile komutanları da aynı yolu izliyorlardı, Mam Celal’in açtığı yolda Kuzey’in devrimci kadınlarını örnek alıyorlardı.

Ranya’da başlayan ve Güney’in kaderini değiştiren tarihi Raperin’in de öncüsüdür Mam Celal ve tıpkı Kürdistan’a ve Ortadoğu’ya benzeyen ilginç bir yaşamı vardır. 

Kronolojik yaşam öyküsünü ölüm haberiyle birlikte öğrenmişsinizdir muhtemelen, ilginç ayrıntılar vardır yaşamında ama benim için en ilginci şudur: Saddam, hakkında “ölüm” emri vermişti, her an her yerde suikaste uğrayabilirdi, bu yüzden hep yer altında yaşadı; dağlarda, mağaralarda, sığınaklarda kalarak mücadele etti, bir zaman geldi İran’a sığınmak zorunda kaldı ama mücadele etmekten vazgeçmedi. Bir lidere yakışanı yaptı ve sonunda gün geldi, hakkında “ölüm fermanı” çıkaran o makama oturdu; Irak Cumhurbaşkanlığı makamına. 

Saddam’dan sonra üç dönem Irak Cumhurbaşkanlığı yaptı ve Irak tarihinde bu devlete cumhurbaşkanı olan ilk Kürt’tü. Üstelik şimdiki Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum gibi pasif de değildi, son derece aktif ve ülkesinin, halkının haklarını Bağdat’ın geleneksel şovenist siyasetine karşı korudu. 

Nitekim 2012’de Bağdat’ta beyin kanaması geçirip artık hastaneye bağlı bir yaşam süreci başlayınca Bağdat Erbil’e karşı tavrını değiştirdi ve dünyanın en çok yolsuzluk yapılan bu başkenti ilk iş olarak Güney Kürdistan’ın bütçesini kesti.

Valhasıl... 

Kürt halkı büyük ve tarihi bir liderini kaybetti; 25 Eylül’de yapılan bağımsızlık referandumu akşamında Erbil’de bir kutlama konvoyunun arasında kaldığımda duyduğum “Bijî Kurd û Kurdistan, biji Kak Mesud, bijî Mam Celal, bijî Serok Apo” sloganının atıldığı yerde önceki gün bir dükkana girdim, genç bir adam dükkanın ortasında oturmuş hüngür hüngür ağlıyordu, ne olduğunu anlamaya çalışırken dükkancı televizyonu işaret etti, baktım ekranda Celal Talabani’nin “son dakika” ölüm haberi vardı. 

Sonra gördüm, bütün Kürdistan Mam Celal’i için ağlıyor.



73
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: