Katalonya: Rajoy’un baskısı ayrılmaya yol açacak

07 Ekim 2017 Cumartesi

ZİYA ULUSOY

Katalonya özerk bölgesi yöneticilerinin düzenlediği 1 Ekim bağımsızlık referandumuna İspanya devleti, Rajoy’un emriyle saldırdı. 

2014 ve şimdiki 1 Ekim 2017 referandumuna İspanya Anayasa Mahkemesi’ne geçersizlik kararı aldıran Rajoy, bunu hukuki gerekçe yaparak askeri ve polisiye güçlerle referandumun yapılmasını engellemeye çalıştı.

1 Ekim referandumunda, İspanyol polis-jandarma güçleri şiddet kullanarak, 12’si ağır olmak üzere 900’ün üzerinde Katalan’ı yaraladı, seçim sandıklarının kurulduğu yerlere girişi engellemeye çalıştı, ekonomi bakanlığını basarak maliyeye ve matbaalarla sandık yapıcılarını basarak oylama araçlarına el koydu. Buna rağmen yüzde 54,3 katılım (yüzde 42 üzerinde katılıma, İspanyol polisinin el koyduğu 640 bin kullanılmış fakat sayımı yapılamayan oy dahil edildiğinde toplam katılım oranı yüzde 54,3) ve yaklaşık yüzde 90 bağımsızlığa evet oyu çıktı. Katılım ve evet oyu 2014’dekini aştığı gibi, AB’ye giriş referandumundaki Katalonya’daki katılımla aynı oranda. 

Önce vurgulayalım, İspanya Anayasa Mahkemesi’nin, Katalonya halkının referandum ve ayrılma hakkına ilişkin karar alma hakkı olmamalı. Katalonya halkının, İspanya/Kasilya ve diğer uluslarla birlikte mi, ayrı mı yaşayayacağına, İspanya devleti ve AYM değil, Katalonya halkının kendisi karar vermelidir. Çünkü egemen ulusun halkı, herşeyden önce ayrılmaya konu olan kendisi olmadığı için karar vermeye de hak sahibi olamaz. Ayrıca, yalnızca devrim dönemlerinde ve sosyalizm ve tutarlı demokratizm bilincine sahipse ezilen/bağımlılık altındaki ulusun ayrılma hakkını tanıma bilincine erişebilir. 

Katalan halkının İspanyol devletinin saldırlarına cevabı 3 Ekim genel grevi ve devasa yürüyüşleri oldu. İşçiler ve halk kesimlerini ayağa kaldıran mücadele, emekçi sola doğru politik eğilimi geliştirdi. 

Rajoy, (Franko’cuların parlamentarist dönemdeki Halk Partisi-PP’nin lideri ve başbakan) PSOE’yi (İspanya Sosyalist İşçi Partisi) de arkasına alarak yürüttüğü saldırılara, ‘özerkliği kaldırırız’ tehdidine, Katalan vekilleri merkezi parlamentoya sokmama, Katalonya yöneticilerini tutuklama tehdidi ekledi. 

Kısaca, eğilim belirleme amacıyla sınırlı olan 2014 referandumundan farklı olarak bugün gerilim şiddetlendi, İlhakçı İspanyol devletinin şiddet kullanacağı belirtileri ortaya çıktı.

Rajoy ve İspanyol burjuvazisi, AB’nin desteğini ama şiddet kullanmaması gerektiği uyarısını aldı. AB’nin patronu Almanya’nın Dışişleri Bakanı Gabriel, “İspanya’nın, iç bölünmüşlüğünü ancak her iki tarafın ortak bir yol üzerinde anlaşması durumunda aşabileceğine inanıyorum” demeciyle AB’nin tavrına öncülük etti. ABD ise Trump’ın ağzından ayrılmaya karşı tavrını referandum öncesi dile getirmişti: “İspanya büyük bir ülke ve bu ülke birleşik kalmalı!”

Katalonya yönetimi, emperyalist dünyada desteksiz kalarak bağımsızlık yolunda yürümeye çalışacak. Bu arada, Üçüncü Dünyacı milliyetçiklerin alıcısı bol burjuva devletleri savunma amaçlı ‘emperyalistler üçüncü dünya devletlerini parçalıyor’ tezi İspanya devleti özgülünde çürüğe çıktı, milliyetçiler emperyalist destekten sevindiler. 

Uzaktan sanılanın aksine, Katalonya bağımsızlıkçıları, emperyalist devletlere de zengin Katalonya burjuvazisine de güvenerek bağımsızlık mücadelesi yürütmüyorlar. Katalan burjuvazisinin partisi PdCat (Katalonya Demokratik Partisi), önceleri bağımsızlıktan yana değildi. Ama emekçi sol partiler ile Katalan kitlelerinin aşağıdan bağımsızlık yanlısı hareketi, onu bağımsızlığı savunmak zorunda bıraktı. Dahası yolsuzluğa batan bu partinin yöneticileri yargılanmalarını engellemek ve siyaseten yeniden saygınlık ve destek kazanmak için bu tavra yöneldiler. Katalan burjuvazisi İspanyol burjuvazisiyle ortak yatırımlara sahip, bağımsızlığa karşı. 

Bağımsızlığı Katalan küçük burjuvazisinin temsilcisi ERC(Katalonya Cumhuriyetçi Partisi) sürüklüyor. Bağımsızlığa evet diyen sağındaki PdCat’la birikte yerel hükümette yeralıyor. 

ERC’in solunda ve Marksist’lerin de içinde yeraldıları CUP, bağımsızlık mücadelesinde aktifçe yeralıyor. 

Birkaç yıl önce İspanyol ilhakçı yönetimi, Katalonya meclisinin, Bask bölgesi gibi vergiler üzerinde kararlara ortak olma, Katalanları ulus olarak tanımlama kararlarını reddetmişti. Şimdi de şiddet kullanarak bağımsızlık ilanını engelleme, bölgesel özerkliği kaldırma tehdidini savuruyor. İspanyol ilhakçı devleti, Katalan halkını baskıyla durduracağını sanıyor ama gerçekte baskıyla bağımsızlığa daha fazla itmiş oluyor. Katalonya halkı bağımsızlık yönünde eyleme geçerken, İspanyol ilhakçı devletinin şiddetine karşı özsavunmasını örgütleme zorunda kalarak demokratik devrim yapma dışında amacına varamayacağını kendi deneyiyle öğrenerek yürüyecek. Şimdiden öğreniyor da. 

İspanya emekçi solunun iki başlıca büyük hareketi, Birleşik sol ve Podemos tereddütlü davrandı. Referandumu demokratik bir hak olarak gördüler ama referanduma katılmama tavrını takındılar. Bu yolla ispanyol şovenizmini engelleyeceklerini sandılar. Oysa barışçı demokratik ayrılık güçlü destekle olursa şovenizm çılgınlaşmaz ve Katalonya parlamentosundan kitlelerine artan emekçi sola yönelim muhtemel Katalonya Cumhuriyeti’nde daha da büyürdü.

Franco mirasçısı Rajoy’un liderliğinde İspanyol ilhakçı devletinin baskısı Katalonya halkını bağımsız cumhuriyete daha çok iterken, İspanyol halkında şovenizmi sosyal şovenizm değil tutarlı demokratizm geriletebilir!



511
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: