Erdoğan Türkiyesi mi; Demokratik Cumhuriyet mi?

11 Ağustos 2017 Cuma

CAFER TAR


AKP’nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu eski üyesi Ayhan Oğan CNN Türk’te katıldığı bir programda CHP Mersin Milletvekili Aytug Atıcı’yla OHAL’i tartışırken, bir anda Türk siyasal yaşamının yakın döneminin en önemli olayını da deşifre etmiş oldu.

Hani bazen derler ya “Allah söylettiriyor” diye; işte bu şahıs da şu anda Türkiye’de yaşananın ne olduğunu; aslında OHAL’in neye hizmet ettiğini lafı hiç dolandırmadan açıktan itiraf etmiş oldu. Ne diyordu Ayhan Oğan: ”Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz; beğenin veya beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır!“

Bu sözler stüdyodaki konukları ve ekranları başında programı izleyenleri şok etti. Aslında yapılmakta olanın ne olduğunu herkes biliyordu ama; sükut ve ikrar birbirinden çok farklı şeylerdir.

Bazen aslında ne olup bittiğini biliriz ama bu durum ikrara dönüşmediği için içimizde hep bir tereddüt vardır. “Acaba öyle mi, yanılıyor olabilir miyim?” diye düşünürüz. Halbuki ikrar işleri çok kolaylaştırır. En kötü şey netsizliktir ve ikrar sizin aklınızı berraklaştırır, daha önce karmakarışık olan şey bir anda netlik kazanır.

Bir şeyin netlik kazanması sadece aklımızı berraklaştırmakla kalmaz; eylemimizin de önünü açar; artık ne yapmamız gerektiğini daha fazla biliriz. AKP ve Genel Başkanı Erdoğan’nın nasıl bir Türkiye kurmaya çalıştığı konusunda artık hiçbirimizin tereddütü olmamalıdır. Muhatabı olduğumu şey rejim değiştirmenin de ötesinde; Türkiye’de yaşayan halkların sosyolojisine müdahaledir.

Türkiye’de Erdoğan etrafında inşa edilmeye çalışılan rejim sadece; laikler ve dinciler arasında yaşanan bir gerilimi çoktan aştı, Türk, Kürt Alevi, Sünni hepimizin hayatını doğrudan etkileyen bir boyut kazandı.

Muhatabı olduğumuz şey iki yönü keskin bir kılıça benziyor; bir yandan sadece Erdoğan karşıtlığı üzerinden yeterince sorgulayıcı olmadan hiçbir demokratik muhtevası olmayan çevrelerle irade dışı aynı karede gözüküyorsunuz, diğer taraftan da Erdoğan karşıtı herkes öyle veya böyle istemese de yan yana durduğu çevreleri biraz olsun anlamaya çalışıyor.

İşte bu küçük kıvılcım bir yangına dönüşür; buradan demokratik bir cumhuriyetin inşası başlatılabilinirse; hem Erdoğan’ın kurmaya çalıştığı tek adam rejimi, hem de eski vesayetçi cumhuriyet aşılmış, her ikisinin yerine herkesi içine alan, herkesin devleti olan demokratik bir cumhuriyet kurulmuş olur.

Türkiye’nin acil gündemi işte tam da budur, istikbal kaygısıyla Erdoğan’a yağcılık yapmaya çalışırken, bu ülkede gerçekte ne olduğunu herkesin gözünün içine bakarak itiraf eden Ayhan Oğan’a teşekkür borçluyuz. Adam çıktı ve dürüstçe aslında gidişatın nereye doğru olduğunu eğip bükmeden itiraf etti.

“Avrasyacılık, NATO ve AB karşıtlığı eşittir=Ulusalcılık/Kemalizm!” anlayışında olanlar, bu sözlerden sonra bir anda neyle muhatap olduklarını anlamış oldular.

Türkiye’de artık herkes şu konuda net olmalı; Erdoğan ve partisi sadece; Kürt ve Alevi karşıtlığı yapmıyor. Ayhan Oğan’ın ifadesiyle; Erdoğan rejimi OHAL’i olağanlaştırarak biat eden Erdoğan İslamı dışındaki bütün diğer yaşam biçimlerini tasfiye etmeye çalışıyor.

Perinçek ve şürekası; Anıtkabir’de dua okunduğunu görünce bir anda iktidarın Kemalizm’e teslim olduğunu sandılar. Halbuki aynı anda birçok yerde Kemalistlerin çok kıymet verdiği Atatürk heykellerine saldırılıyordu.

Türkiye çok uzun bir süre, buna Atatürk dönemi de dahil despotik bir vesayet rejimi ile yönetildi. Bu up uzun dönemin acısını en fazla Kürtler çektiler. Zilan’da, Koçgiri’de, Dersim’de herkesin gözü önünde katledildiler. Kürtler bütün darbelerde en aşağılık uygulamalara maruz bırakıldılar. Bunu yapanlar da her defasında Kürtlere; bayrak ve Atatürk’ü gösterdiler.

Eğer gerçekten Erdoğan karşıtı bir cephe yaratılmak isteniyorsa; bu cephe mutlaka Kürtler’in rızasını almalıdır. Kürtler’in rızası alınmadan kimse kendisini yüzde 49’un temsilcisi gibi göstermemelidir; kaldı ki bu sadece matematiksel bir zaafa da işaret etmez; burada daha ilkesel bir şey var.

Eğer bu ülkede insanlar gerçekten Erdoğan’ın kurmaya çalıştığı rejimi aşmak istiyorlarsa; herşeyden önce kendilerini Kürtlerle eşitlemeye hazır olmalılar. Eğer Erdoğan rejimi gerçekten aşılmak isteniyorsa burada yüzde 49’dan çok; o yüzde 49’u nasıl bir programla bir araya getirdiğiniz önemli olacaktır.

Bu ülke Vesayet Türkiyesini Erdoğan AKP’si ile aştı; şimdi ise Erdoğan rejiminden kurtulmaya çalışıyor. Eğer bu durum bir kez daha yaşanmasın istiyorsak, bu kez işi sıkı tutmalıyız. Başkalarını bilemem; ancak Erdoğan rejimini aşmak için Kürtlerin kapısını çalanların ajandasında “demokratik bir cumhuriyet” yoksa veya bunu tartışmaya hazır değillerse; hiç boşuna Kürtlerin kapısını çalmamalıdırlar.



690
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: