Şengal süzgeci

02 Ağustos 2017 Çarşamba

GÜLİZAR TURAL

Bazı olaylar vardır, ne kadar uzağınızda yaşanırsa yaşansın insanlığınızdan eksildiğinizi hissedersiniz. Eli kolu bağlılık, acı, güçsüzlük bir kördüğüm olup atılır yaşamınızın yüreğine. Her soluk alıp verişinizde, acıyı bırakır ruhunuzun en ıssız kıyılarına. "Kandan kına yakılmaz" dese de şair, ruhunuza, ömrünüze yakılmış bir kandan kına olur, çıkmaz dünyanın suyuyla. Bazı olaylar vardır, tanığı olmazsınız ama insanlığın adil mahkemesinde ifade verirsiniz. Onunla yüzleşmeden insan kalamazsınız. Olayın geçtiği mekânlara, zamanlara, dillere ve kültürlere yabancı olmanızın bir anlamı yoktur. İlla bir tarafsınızdır, hissedişinizle, bakışınızla, yüreğinizle. 

Şengal Êzîdî Kürtlerine yönelik katliam böyle bir olaydır. 3. yıldönümüne yaklaştığımız bu olayı her duyduğumda aklıma ilk gelen cümle ‘ağıtları susturan trajedi’ oluyor. Kürdistan tarihinde topraklarımıza yönelik işgal girişimleri, katliamlar çok fazla. Bu katliamlarda kadın ve çocuklar vahşice katledildiler, ganimet olarak görülüp kaybedildiler. Onların hepsinin bir ağıtta, bir dengbejî stranda, bir hikâyede izleri vardır yüreğimize işleyen. Ancak ben Şengal katliamını anlatabilen bir ağıt, bir dengbejî stran duymadım. Nasıl Yahudi toplama kamplarından sonra şiir öldüyse, Şengal katliamından sonra ağıt-stran öldü. Müzik ağır bir darbe aldı. Ezgiler yandı, melodiler kanadı. Bu acı hiçbir notaya sığmadı.  

Bu acı, "insanım, Kürdüm, Ortadoğuluyum" diyen herkese bir mesaj oldu: "Acıları ağıtlarla, şiirlerle avutmaktan vazgeçin. Trajediler bizi, onları bir daha yaşamayacağımız öz savunmaya kavuşturmalı. Acılar bize öğretmen olsun artık ki bir daha vurulmayalım, göç yollarına düşmeyelim, kendi toprağımızın yabancısı kılınmayalım. Sahte önderlikler eliyle bir daha pazarlanmayalım. 21. yüzyılda kızlarımız, kadınlarımız, çocuklarımız bir sigara parasına satılmasın bir daha. Ateş, ancak özgür topraklarda vazgeçer, düştüğü yeri yakmaktan. Acının zehri, ancak kendini savunmayı bilen insan ve toplum gerçeği ile bulur panzehirini." Bu mesajlar yüzlerce yıldır, her katliamdan sonra yankılanıp durdu toplumsal doğanın tarihinde. Sorun sağır kulaklarımızda, körelmiş vicdanlarımızda ve kendini kandırmanın sahte rahatlığındadır. 

Şengal katliamının 3. yıldönümü nedeni ile Kürtler dünyanın birçok yerinde eylemler gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Reqa operasyonunda her gün esir düşen Êzîdî kadınlar kurtarılıyor. Daha önce esir olan kadınlar DAİŞ vahşetini bitirmek için Şengal’de, Reqa’da savaşıyor. Ancak Êzîdî halkımızın birçoğu hala Türkiye’de, Suriye’de, Irak’ta, Güney Kürdistan’da kamplarda çok zor koşullarda yaşıyor. İnançlarından dolayı büyük baskıya maruz kalıyorlar. Çözümü, kurtuluşu Avrupa’da arıyorlar. O Avrupa ki son Şengal katliamını sadece izledi, Ortadoğu politikaları ile bu katliama yol açtı. 

Mevcut durumdan Êzîdî halkını kurtaracak çözümler, her şeyden önce 3 Ağustos’ta yaşanan katliamın yüreğimize ektiği acıları doğru okumaktan geçiyor. Bunu doğru okuyanlar, Şengal’in ve tüm Kürdistan’ın öz savunmasını gerçekleştirebilir. Êzîdîler’e karşı gerçekleştirilen son katliam fermanının ve önceki onlarca fermanın hesabını sorabilir. Kendi topraklarına dönmeyi, bu toprakları öz savunma ile yaşanılır ve özgür topraklar haline getirmeyi bir onur meselesi olarak gören Êzîdîlik, gerçek Êzîdîlik olarak kabul görebilir. En başta Êzîdî halkımızın kendisini kandırmaması gerekir. Kendisine öncülük etmesi gereken güçlerin Şengal katliamını önleyecek bir öz savunmayı zamanında geliştirmemesinin özeleştirisi önemli. Êzîdîler’i DAİŞ’e satan sahte önderlerle tarihi hesaplaşma önemli. Ancak hepsinden önemlisi, Êzîdî halkımızın Rêber Apo’nun daha önceki öngörülerine ve şimdiki duruma en uygun düşen önerilerine göre son derece örgütlü ve sağlam bir öz savunma mücadelesini içselleştirip geliştirebilmesidir. 

Bu en başta zihinsel düzeyde öz savunmayı kavramayı ve geliştirmeyi gerektiriyor. Kurtuluşunu katillerinin topraklarında ve ellerinde arayan ruh halinden arınmayı şart kılıyor. Şengal dağlarına ve Êzîdî halkının yaşadığı her alana ulaşarak bu öz savunmayı geliştirmek özgürlükten yana olan her Kürdün yurtseverlik görevidir. Katliam fermanının 3. yıldönümünde yüreğimize düşürülen ateşi, onurumuza karşı gerçekleştirilen saldırıyı unutmadan, ama bu acıyı yaratan koşulları değiştirmeye odaklanarak yaşamalıyız Şengal’i. Şengal bir ağıda sığamayacak kadar, 72 dili lâl kılacak kadar büyük bir acı. Bu acı yıldönümlerinde sadece anılarak ve lanetlenerek sağaltılamaz, avutulamaz. 

Ulusal Kongre temelinde sağlanacak demokratik birlikle sürekli ve örgütlü öz savunmayı yaratabildiğimizde içimiz bir nebze rahat edebilecek. 1980’li yıllarda Güney Kürdistan’da gerçekleştirilen Enfal’de binlerce Kürt kadını Arap şeyhlerine satıldı. Ulusal Kongreye engel olan KDP, bu tarihi yarayla yüzleşmeden Şengalli binlerce kadının da vebalini aldı üstüne. KDP’nin Ulusal Kongre için engel olmaktan çıkması için tek başına bu vebal bile yeterlidir. Öz savunma çizgisinde yaşayan, savaşan Kürdistan özgürlük güçlerinin, tüm Kürdistanlı partilerin-örgütlerin, kişilerin KDP’yi Ulusal Kongre’ye daveti aynı zamanda bu veballe yüzleşmeye davettir. Kürdistan bağımsızlığı için yapılacak referandumu anlamlı kılacak olan, bu davetin kabul edilip edilmeyeceğidir. Kürdistanlı her kadın KDP’yi ve önerdiği referandumu bir de bu süzgeçten geçirmek zorundadır.



1061
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: