‘Seri katil!..’

akahraman61@hotmail.com | 20 Haziran 2017 Salı

AHMET KAHRAMAN


Ahmet ve Mehmet Altan kardeşlere yazı, “kelimelerle dans eden" babalarından mirastır. Kalem şövalyeliği de...

İki kardeş, bir seneden (Temmuz 2016) beri, “Sultan Reis"in özel kininin esiri olarak, “Türk tipi zindan"da. Yan hücrede de Nazlı Ilıcak…

Onlar, artık olmayan anayasanın düzenini, yetkileri gasp edilmiş parlamento ile hükümeti, çalıştırmamaya teşebbüsten sanık olarak, ilk defa bu sabah “Reisin adaleti" huzuruna çıkarıldılar.

Sevgili Hasan Cemal de, bir elinde Ahmet’in, öteki elinde Nazlı Ilıcak’ın fotoğrafıyla, adliye koridorlarında, tarih adına Türk tipi İslamfaşizminin adaletine tanıklık ediyordu deyip yazının başlığına dönersek, hoşlanmadığı görüş ve davranıştaki insanları, zincirleme aralıklarla katledene “seri katil" deniyor…

Bu bakımdan Türk rejimi seri katiller yatağıdır. Nesillerden beri, ruhu ırkçılıkla zehirlenmiş seri katiller kalabalığıdır, ortalık. Aç timsahları doyurur gibi birilerini atarlar önlerine. Önce Ermenileri sundular onlara. Katleddemediklerinin postundan da “saf kan Türk" çıkardılar.

Rumlar, Çerkezlerden sonra Kürtlere de aynı akıbeti yaşatmak için, 1925’den 1939’a kadar süren “büyük sefere" çıktılar. Zulmü çok, vahşetin sınırları genişti. Kürtler o günden beri, seri katile Avdır…

Kurşunlanan, süngülenen bebekler, diri diri yakılan her yaştan insan öbekleriyle zulüm çok, vahşilik sonsuzdu. Mağaralara sığınmışları gazlayarak topluca katletme ile Nazi Almanyasındaki gaz odalarına ilham oldular.

Tecavüzcülüğü, gün ışığında köy meydanlarına taşıdılar. Yaşatılanların darbesiyle ruhu derin yara alan genç kadın ve çocuk yaştaki kızların cesetleri nehir sularında yüzüyor, aç, yarı çıplaklardan oluşan sürgün kervanları, kurumuş, şil şil çatlamış yaz topraklarını tozutuyordu.

Ne de olsa, Kürt kanı onlara bağışlanmış ganimetti. Bir ara, “seri katilleri" inlere çeker gibi yaptılar. Ama dayak, işkence ve aşağılamaya devam ettiler.

Sonra, 1984’de cinayetlere, yangın ve yakımlara geri döndüler. Özal, Demirel, Çiller ve Erbakan her bahar, "bu yaz bitecekler" diyerek, kana bulanmış zafer gömleği giymeye çalıştılar.

Bu teraneyle ömürlerinin parantezini kapatıp dünya değiştirdiler. "Bitecek" dedikleri Kürt hareketi ise gücünü, katlamaya devam etti.

AKP rumuzlular, IŞİD (DAİŞ) sülbünden ve Türk sağının en vahşi bileşkesiydi. Seri cinayetleri ve toplu kırım ve yıkımları “Kürtlere hizmet" olarak sunacak kadar utanmaz..

Hitler’den sonra, onların yaptıklarını hiç bir ırkçı rejim yapmadı. Mesela, Güney Afrika’daki ırkçı beyaz yönetim, katlettiği yerlileri, şehrin yıkıntılarıyla birlikte süpürüp kamyonlarla taşıyarak yazıya, yabana serpmedi. Bunlardan başka hiç bir inanç, ölüye bu saygısızlığı yapmadı.

İlk defa, bunların zamanında Kürtler, "bunların İslamından uzak durun, çünkü bunlarınki IŞİD İslamı" deyip yollarını, camilerini ayırdılar.

Yine ilk defa, bunların iktidarına seri katiller dokunulmaz oldu. Örnek mi?

Lice’de bir cadde. İki yakasında karşılıklı polis lojmanları, kaymakamlık, polis merkezi silahlandığı için, Kürt korkusundan sivil aracın girişi yasaktı. Cadde, yıllardan beri, beton bloklar, plastik duba, elektronik bariyerlerle kapatılmıştı. Bomboş caddede, Pakize Hazar adındaki ihtiyar bir kadın tek başına yürüyordu.

Öteden, nereden çıktığı bilinmeyen bir polis zırhlısı kopup caddeye daldı. Boşlukta aradığını bulmuş gibi, 85 yaşındaki nineye çarptı, altına alıp üstünden geçti. İhtiyar kadın paramparça olmuş, en büyük parçası asfalta yapışmıştı.

Bir başka ihtiyar kadın peydahlandı, o sırada sokakta. Asfalta yapışmış ölünün üstüne atıldı. Onun adı Hasret Yaşarerdi. Ölünün bacısıydı, o.

İnsanlığa hasret yaşamış Hasret kadın anlatıyordu:

“Polis, elime siyah bir poşet verdi. Git ablanın parçalarını topla dedi. Asfalta dağılan ablamın parçalarını, torbaya doldurup polise verdim."

Polisin katlettiği değil, gölgesine bastığı Erdoğan’ın Emine’si olsaydı, ne olurdu acaba diye sormayacağım. Peçeli, başı paketli, bedeni sıkılı bir “bacısı” asfalta kopyalansaydı, ne yapardı, sorusu da gereksiz.

 Pakize ninenin asfaltta kanayan hayatı, Türk medyasında haber de olmadı. Seri katil mi? O, sokaklarda gezen katiller arasında…



1374
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: