CHP kaybettiği adaleti arıyor

hevaltaha@riseup.net | 20 Haziran 2017 Salı

HEVAL TAHA

Nuriye ve Semih açlık grevinde 100 günü aştı. Doktorlara göre bu tıbben ölüm sınırına geldiklerini gösteriyor. Nuriye ve Selim her gün biraz ölüyor. Erdoğan her gece bir iftar sofrasında orucunu ölümle açıyor. Oysa İslam Ramazan’da inananlara aç kalarak nefsinizi terbiye edin kibirden kurtulun her gün tok yatanlar açlığın ne olduğunu anlayın diyor. Aç kalarak yaşamın kıymeti daha iyi idrak edilsin istiyor. 

Zorbalığa inat Nuriye ve Semih onurlu bir yaşam için her gün ölüme direniyor. Bunu unutmayalım. Unutmamak için de herkes her gün bu direnişe destek vermek için en az bir şey yapmalı. Kimin elinden ne geliyorsa. 


Kaybettiği adaleti aramak

Parti olarak siyaset bürokrasisine dönüşen CHP’nin sokağa çıkarak “adalet yürüyüşü” başlatması elbette yerinde bir adım. Önce bunu söylemek lazım. Gelin görün ki CHP’nin tarihsel pratiği göz önüne alındığında bu eylemin öncesini ve sonrasından gelişecek olası durumları ele almak zaruri bir hal alıyor. 

Cizre, Şırnak, Sur, Yüksekova ve Kızıltepe başta olmak üzere Kürdistan’ın büyük bir bölümünde “uzun adamın” adamları tarafından adalet, hukuk, insanlık ortadan kaldırılarak yapılan kıyım karşısında yaşanan sessizlik hala kulaklarımızda uğulduyor. Bodrumlarda gencecik bedenler ateşe verilirken Ankara’dan yükselen “Teröre karşı her konuda hükümetin sonuna kadar yanındayız” açıklamalarını o karanlık bodurumda duydu insanlar. Yatak odalarının yıkıntılarına “geldik yoktunuz” notu düşülürken infaz edilen adaleti arıyor CHP bugün. 

Bu yüzden seçilmiş milletvekillerini hapse atıp seçilmiş belediyeleri kayyımlarla gasp eden AKP iktidarı adaletin üzerinde tepinirken neredeydiniz diye sormazsak tarih karşısında sorumlu oluyoruz. 

Ayrıca hemen tüm toplum kesimleri tarafından seslendirilen adalet talebine karşın Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünün belli dinamikleri harekete geçirmekten yoksun hali CHP’nin bu konudaki inandırıcılığını yitirdiğini gösteriyor. 

HDP’nin eşbaşkanları da dahil on bir milletvekili yüzlerce belediye eşbaşkanı binlerce kadrosu hapislerdeyken Kılıçdaroğlu’nun, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanması üzerine Ankara’dan İstanbul’a başlattığı “adalet yürüyüşünün” ciddi bir samimiyet sınavından geçmesi gerekiyor. 

Berberoğlu Türk basınında kıdemli bir gazetecidir. Birçok habere imza atmış olmalı. Ancak biz O’nu 2 Eylül 2012 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde yer alan “Şemdinli’de tek başına” başlıklı yazısı ile hatırlıyoruz. Kendi deyişi ile Şemdinli’de “Koman ve Karadağ boyunda buldukları bir tepeye” masa kurarak günün ilk kahvesini yudumlayan bir fotoğraf eşlik ediyordu yazıya. Şöyle diyordu Berberoğlu, “Bagajdaki masayla sandalyeleri yerleştirdik. 

Sakız gibi beyaz örtüyü serdik. Yapma çiçekleri serpiştirdik. Yeni fincan takımını açtık. Ve sabah kahvemizi keyifle içtik. Her yudumun tadını çıkardık. Eğer sizler de bu yazıyı... Kahve ve çayınızla birlikte okuyorsanız... Anlatılanların hepsini unutun dilerseniz. Yazı zaten uçar gider. Aklınızda kalan sadece bu manzara olsun. Eğer Hürriyet Gazetesi’nin genel yayın müdürü... Bir sabah Şemdinli manzarasına karşı... 

Rahat rahat kahve içebiliyorsa... Bakmayın siz elalemin feryatlarına... Bu iş daha bitmedi demektir.”

“Elalemin feryatlarına” kulak asılmasını istemeyen Berberoğlu sömürge valisi kılığına büründüğü fotoğrafın akıllarda kalmasını istiyordu. O topraklar onun babasının malıydı. Ve o istediği zaman masasını kurar o kadim topraklara yukardan bakarak kahvesini içerdi. Kimseler de buna mani olamazdı. 

Koman ve Karadağ bu fotoğrafı daha unutmadı.

CHP ise adaleti arıyor. Arıyor ama daha adaleti ararken bir de geriye dönüp bir özeleştiri yapması gerekmez mi? O sadece adaleti arıyor. Adeta “bununla yetinin” diyor

Oysa gelinen noktada CHP’nin ilkesiz ittifaklarının da çok büyük payı var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MHP’yle ortak aday belirleyen CHP, MHP’nin ömrünü uzattı. Cumhurbaşkanı adayı olarak üzerinde uzlaşılan Ekmeleddin İhsanoğlu ideolojik olarak MHP ile öylesine bütünleşmiş bir isimdi ki bir sonraki genel seçimlerde MHP’den milletvekili seçildi. 

CHP-MHP ittifakını bugün peşine düşülen adalet arayışının neresine koyabiliriz. Yine ilk etapta HDP’lileri hedef aldığı çok açık olan milletvekili dokunulmazlıkları AKP-CHP-MHP ittifakı ile kaldırılmadı mı? 

Dün birlikte Cumhurbaşkanı belirlediği MHP’nin adalet, eşitlik, demokrasi konusunda ne düşündüğünü bilmiyor muydu CHP yönetimi. CHP’nin bu tutumu adaletin kırmızı pazartesisi değil miydi?

Bu kadarla da kalmıyor. CHP-MHP ittifakının ortak Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu’nun seçim kampanyasını CHP’ye yakınlığı ile bilinen Mete Belovacıklı yürütüyordu. Belovacıklı 15 Temmuz’un hemen sonrası 18 Temmuz’da Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Milliyet Gazetesi’ne genel yayın koordinatörü oluyor. 

Medyaradar internet sitesinin konuya ilişkin haberine göre, Belovacıklı’nın İhsanoğlu’nun danışmanlığını yaptığını öğrenen Milliyet’in sahibi Erdoğan Demirören çok öfkeleniyor. “Erdoğan’ın rakibinin danışmanını bu gazeteye nasıl getirdiniz” diyen Erdoğan Demirören kızı Meltem Demirören ve İcra Kurulu Başkanı Mehmet Soysal’ı fırçaladı. Bu ifadeler internet sitesine ait. 

Görüldüğü gibi Tayyip Erdoğan’dan telefonda yediği zılgıt üzerine hüngür hüngür ağladığı 17-25 Aralık tanelerine yansıyan Erdoğan Demirören bile bu ilkesiz transfere bir anlam veremiyor. Ancak belli ki çok geçmeden o da ikna oluyor ki Belovacıklı’nın bu kez 1 Mart 2017 tarihinde bir üst makama gazetenin genel yayın yönetmenliğine getirildiği açıklanıyor. 

Kısa bir süre önce de Belovacıklı yönetimindeki Milliyet Gazetesi Tayyip Erdoğan’ın himayesindeki ülkücü çete lideri Sedat Peker’i yılın “en hayır sever işadamı” seçti. 

Bugün peşine düştüğü adaletin katlinde CHP’nin ilkesiz siyasetinin onu sürüklediği ittifakların özel bir yeri olduğu ortada. Nitekim Cumhurbaşkanlığı seçiminde kol kola olduğu Devlet Bahçeli Kılıçdaroğlu’nun “adalet yürüyüşü” için “akılsız başın cezasını ayaklar çeker” yorumu yapmış. Bahçeli’nin seviyesizliği hepimizin malumu. Ancak CHP’nin ilkesizliğinin ciddi bir özeleştiriye demokrasi talebindeki samimiyetinin de daha ciddi bir sınava ihtiyacı olduğu ortada.



791
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: