Artık taşlar yerinden oynadı

suatbozkus@gmail.com | 17 Haziran 2017 Cumartesi

SUAT BOZKUŞ

Bölgede ve ülkemizde artık taşlar yerinden oynadı. Bir daha aynı yere konması olanaksızdır.

Yüz yıllık statükoyu sürdürmek olanaksızdır. Statükoyu sürdürmek için inat edenler sadece dökülen kanı ve savaş suçlarını arttırıyor ama tarihin akışını durduramıyor. Hatta tarihin akışını durdurmak isterken bile objektif olarak bu akışı hızlandırıyor.

Erdoğan diktasının gelişine ve gidişatına bakalım:

„Türk-İslam sentezine“ dayalı olarak Yeni Osmanlıyı kuracaklardı. Osmanlı’dan bakiye topraklar (Güney Kürdistan ve Rojava, 12 adalar vd.) geri alınacak, Şam fethedilecek, hilafet geri getirilecek ve 100 yıllık parantezi kapatacaklardı.

Şam’da namaz hayalleri çoktan suya düştü. Rojava devrimi de onlara son darbeyi vurdu. Bu nedenle hala Rojava devrimine kinle saldırıyorlar. Son Katar krizinde bir kez daha görüldü ki, Erdoğan’ın dünya liderliği de hava gazıdır. Siyasi İslamcılık-Rabiacılık bir zafer göstergesi değil, bozgun alameti olarak tarihe geçiyor.

Kendisini dünya lideri havasına kaptıran Erdoğan’ın fedaileri, Soma’daki işçileri tekmelediği gibi Amerika’da da göstericilere saldırınca, şimdi aranan-kaçak suçlu durumuna düştüler. Herhalde dünya tarihinde bunun bir başka örneği yoktur. Zaten ABD yetkilileri önceden kibarca „Gelme“ demişlerdi. Buna rağmen giden Erdoğan’ı orada karşılayan da olmadı.

Bölgede taşlar yerinden oynamışken herkes kendi çıkarları doğrultusunda bölgeye müdahale etmektedir. Ama olup biteni sadece emperyalistlerin-üst aklın oyunları ve komplolar olarak görmek çok kaba ve yanıltıcı olur.

Amerika kıtası 500 sene önce keşfedildi. ABD kurulalı 200 sene oldu. Oysa bölgedeki milliyet-din-mezhep-aşiret çatışmalarının tarihi binlerce yıla uzanıyor.

Elbette bölgede emperyalist güçlerin ve yerel sömürgeci-işgalci güçlerin bin bir türlü komplosu vardır. Ama bir de halkların özgürlük mücadeleleri vardır. Bugün bu mücadeleyi veren halkların başında Kürdistan halkı geliyor.

Kürdistan’ın parçalanmışlığı ve köleliği üzerine kurulu olan yüz yıllık statüko da çökmüştür. Bu statüko şöyle ya da böyle sürdürülemez.

İktidara gelirken reformlar ve çözüm vaat eden Erdoğan, statükoyu sürdürmeye kalkışınca batağa saplanmıştır. Bugün bazıları AKP’nin fabrika ayarlarına-kuruluş günlerine geri dönmesini umutsuzca istiyor. Bu umutsuz bir bekleyiştir. Erdoğan iktidarı gasp eden ve artık iktidarda kalabilmek için bütün bölgeyi savaşa sürüklemekten kaçınmayan bir faşist diktatördür.

Erdoğan’ı bu kadar pervasız yapan, onun arkasında birleşmiş olan Türk-İslam sentezcisi tüm egemenler ve devlet aygıtıdır. Bu klik „Her şey devletin bekası için-önce devlet“ deyip birleşmiştir. Bütün halklara düşman olan bu diktaya karşı mücadele edilmedikçe kendiliğinden yıkılmayacaktır.

Bu diktatörlük öncelikle HDP’yi ve sol güçleri hedef almıştır.

Şimdi sıra CHP ve diğer muhaliflere de gelmiştir.

Diktatörlüğün gücü yeterse AKP ve MHP içinde olup da Erdoğan diktasına karşı olan herkese de sıra gelecektir.

Seçilmiş vekillere kelepçe vuruluyor. Onlar da zindanlarda açlık greviyle sesini duyurmaya çalışıyor. Ana muhalefet partisi başkanı bile yürüyüşe çıkıyor. Demokrasi ve adalet sokaklarda gasp edildi, kaybedildi. Bulunacaksa gene sokaklarda bulunacaktır.

Kılıçdaroğlu’nun başlattığı „Adalet“ yürüyüşü bu nedenle önemlidir. Artık bıçak kemiğe dayanmışsa, direnişten başka bir çare yok demektir.

CHP ve Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadarki tutarsızlıkları, Ekmelettincilik, Erdoğan darbesiyle işbirliği yapmış olması, hele o „Anayasaya aykırı ama EVET“ asla unutulamaz. Bunları tekrar tekrar saymanın gereği yok. Ama bütün bunlar taşların yerinden oynadığını göstermekten başka anlam taşımaz.

Artık düne kadar sabredenler, boyun eğenler bile ayaklanıyorsa, onlara geçmişin hesabını sormak yerine mücadelelerini desteklemek ve bu direnişi büyütüp yaygınlaştırmak gerekir.

Diktatörlük ve kölelik sistemi yıkılmalıdır ki yerine halkların özgürlüğüne-eşitliğine dayalı yeni bir dünya kurulabilsin. Halkların inançlı yürüyüşü bunun yaratıcısı olacaktır.



1532
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: