Meclis ve mahkemeleri boykot için ne bekliyoruz?

g.yoleri@gmail.com | 16 Haziran 2017 Cuma

GÜLSEREN YOLERİ


Enis Berberoğlu’nun tutuklanması üzerine CHP ‘Adalet Yürüyüşü’ başlattı. Siyaset yapma hakkını, kendilerine teslim edilen seçmenin iradesini, demokrasiyi, insan haklarını, var olan yasaları korumak adına, hatta perşembenin gelişi çarşambadan belliyken kendilerini korumak adına keşke HDP’li vekillerin dokunulmazlıkları kaldırılsın diye oy kullanmadan evvel ya da keyfi olarak tutuklandıklarında gösterselerdi bu hassasiyeti. Ah bu körlük, ah bu ahmaklık! Adaleti sağlamaya dönük zaten yetersiz tüm mekanizmalar tahrip edilirken de sus, sonra adalet yürüyüşü yap. 

Tutuklananlar, milletvekillikleri düşürülenler Kürtler olunca herkes kafasını çevirip yoluna devam etmekte ve bana değmez demekte bir sakınca görmemişti. Fetöcü denilerek, yasalara aykırı ne yaptığına bakılmaksızın insanlar cezaevlerine tıkıldıklarında, işlerinden atıldıklarında işin ciddiyetini herkes gördü ama bu kez de korku belasına uzak kalmayı tercih ettiler. 

Onu destekle, bundan kork derken geldiğimiz yerde artık ne yasa var, ne hukuk var, ne demokrasi var, ne meclis, ne yargı artık sadece bir avuç zalim var. Zalimin kuralsızlıkta zirve yapmış keyfiyeti dışında hiçbir şeyin olmadığı, tutuklamaların da, yargılamaların da, işten atılmaların da, siyasi cinayetlerin de aynı keyfiyete tabi olduğu, açık faşizmin kol gezdiği bu yerde; reel siyaset adına, anayasanın şu maddesi, yasanın bu maddesi, hukuk devleti ilkeleri, demokrasinin bilmem nesi denilerek yorumlar yapılmasının, tutum belirlenmesinin, amaç oluşturulmasının da, CHP yollara düşmüş olsa da adalet talep etmenin de ne zemini ne de makul bir izahı yok artık. 

Öte yandan; İktidar, ben meclisi lağvettim diyor muhalif siyasetçiler hala meclis salonlarında iş peşinde, yasayı hukuku bitirdim yargıyı bağladım diyor muhalefet mahkeme salonlarında adalet arıyor, Tayyip Erdoğan dünkü konuşmasında “16 Nisan Anayasa referandumu ile yeni bir döneme geçtik” diyor, iktidar sistemi değiştirdim yeni bir rejim örüyorum diyor, muhalefette ezberindekini tekrardan öte bir şey yok. 

Soruyorum; Muhalefet ve mağdur siyasetçisi, gazetecisi, akademisyeni, hakimi, savcısı bu kadar bocalarsa halk ne yapsın? 

İlk olarak geçenlerde katıldığım bir toplantıda dile getirdiğim şu düşünce giderek ağır basmaya başladı bende; Toplumu yarına çekmesi, sorunlardan çıkış yolları belirlemesi gereken, topluma önderlik etmesi gereken siyasi yapılar ve devleti belki de en yakından bilen ve analiz etme imkanına sahip hukukçular olarak maalesef çuvalladık. Maalesef olan biteni okumada da, tutum almada da, hedef belirleme ve toplumu harekete geçirmede de yaya kaldık. Hatta naçar kalmışlığımıza rağmen toplumun duygularını frenleyerek ve düşüncelerini bulanıklaştırarak kendiliğinden/ bağımsız gelişebilecek tepkilerine de ket vurduk, vuruyoruz. 

Bu gün 15 Haziran ve bu ruhla soruyorum; Mahkemeleri, Meclisi boykot etmenin zamanı gelmedi mi artık? AKP’nin bile yok saydığı faşist darbe anayasasını savunmalarımıza taleplerimize daha ne kadar dayanak yapacağız? Daha ne kadar bu senaryoda bize verilen rolle yetineceğiz? 



913
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: