Katar’dan Rojava’ya

16 Haziran 2017 Cuma

CAFER TAR

Suudi Arabistan önderliğinde birçok körfez ülkesinin bir anda Katar’la diplomatik ilişkilerini kesip, bu ülkeyi bir tür kuşatma altına almasından sonra gözler yeniden körfez ülkelerine ve bu ülkelerin sahip olduğu enerji kaynaklarına çevrildi.

Ne oldu da bu zamana kadar birçok uluslararası çatışmada adları birlikte anılan Suudi Arabistan ve Katar bir anda düşman oldular?

Körfezdeki bulmacayı çözmemize en fazla yardım edecek yaklaşımlardan bir tanesi; Katar’ın sahip olduğu enerji kaynakları ve bu kaynakların kimler tarafından çıkarılıp, kimler arasında nasıl paylaşılacağı sorusuna doğru cevap vermek olacaktır.

Dünya doğal gaz rezervlerinin dağılımında; 33,8 trilyon metreküp (m3) ile İran ilk sırada yer alırken, onu 31,3 trilyon m3 ile Rusya ve 24,7 trilyon m3 ile Katar takip ediyor. Katar ve İran’ın birlikte sahip olduğu Doğal gaz rezervinin toplamı 58,5 trilyon m3 ediyor. 

Yukarıdaki rakamlar sanırım dünyanın önemli güçlerinin neden Katar ve İran’la ilgilendiğini yeterince izah ediyor. Doğal gazın sadece evlerimizde ısınmakta kullandığımız bir enerji kaynağı olmadığını hatırlatmak isterim; doğal gaz günümüzde elektrik üretimin en önemli girdisi olarak öne çıkmaktadır. 

Müslüman Kardeşler, El Nusra gibi radikal Sünni örgütlerin hamiliğini yapan Katar’ın Şii İran’la girdiği yakın ilişkiler de bu iki ülkenin “gaz kardeşliğinden” geliyor. Katar’ın Kuzey Sahası, İran’ın ise Güney Pars olarak adlandırdığı bölgede iki ülkenin doğal gaz yatakları neredeyse iç içe geçmiş durumda ve her iki ülke de ekonomik geleceklerini burada görmektedirler.

Bu ülkeler Batıya göre daha geri ilişkiler yaşadıkları için bu ülkelerin temel sorunu enerjiyi çıkarmak ve alıcı ülkelere ulaştırmakla sınırlı kalmaktadır; halbuki dünyanın metropolleri açısından durum daha da karmaşıktır.

Malların üretiminden, üretilmiş malların bir yerden başka bir yere transferine kadar her şey artık yoğun enerji kullanımını gerektiriyor. Sadece üretmek ve mevcut üretimi bir yerden başka bir yere transfer etmek için değil; bizzat üretilmiş malların tüketimi için de enerji gerekli.

Şöyle düşünün; tarlada basit bir üretim yapacaksınız, traktörle tarlayı sürmenizden, tohumlamaya, ürününüzü toplamaya kadar bütün aşamalarda enerjiye ihtiyacınız var. Daha sonra elde ettiğiniz ürünü bozulmasın diye saklıyacaksınız bu da ayrıca enerji kullanımı gerektiriyor. Sonra ürettiğiniz malı satabilmek için alıcıya ulaştıracaksınız, ki bu da yeniden yoğun enerji gereksinimi anlamına gelir.

Yukarıdaki örnekten devam edersek; enerji gereksinimi sadece üretimle sınırlı bir süreç de degil; tüketimin her aşamasında da enerjiye ihtiyacımız var. Tüketinceye kadar evlerimizde saklamamız gerekiyor, sonra onları yenilir hale getirmeliyiz, ki bu da yoğun enerji kullanımı gerektiren bir süreç.

Kısacası modern zamanlarda bütün insanlık hem üretim hem de tüketim aşamasında yoğun enerji bağımlısı haline geldi. Birçok ülke kamu bütçesinin önemli bir kısmını enerji üretimine ve enerjinin güvenli tüketimine ayırıyor. 

Gelinen aşama itibariyle artık; enerji olmazsa hiç bir şey olmaz noktasındayız, ama aynı zamanda da enerji tüketiminin doğaya zarar vermeden gerçekleşmesi için yoğun çaba harcamalıyız. Yoksa bir anda kendimizi yaşadığımız dünyayı tüketirken bulabiliriz. Gerek devletler gerekse de kamuoyu; enerjinin elde edilmesinden, fiyatına, söz konusu enerjinin çevreye zarar vermeden tüketilip tüketilemeyeceğine muazzam önem veriyorlar. 

Suriye iç savaşı aslında Katar gazının Rojava üzerinden Akdeniz’e oradanda Avrupa’ya ulaştırılabilmesi için birçok devlet tarafından provoke edilmiş bir süreçti; binlerce insan yerlerinden yurtlarından oldular, fakat bu uğursuz savaştan hiç kimse istediğini alamadı.

Süreç bir ucunda Katar diğer ucunda Kürtlerin olduğu çözümü kolay olmayan bir denkleme dönüştü. Katar bir aileyi, aşireti, radikal İslamı; Kürtler ise; demokrasiyi, inanç özgürlüğünü, kaynakların eşit dağılımını, doğaya saygıyı temsil ediyor.

Katar ve müttefikleri kaybedecek; Kürtler ve bölge halkları kazanacak!



1212
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: