Fazla kurşun!

15 Haziran 2017 Perşembe

UMUR HOZATLI


O kurşun hep öyle kaldı, o minicik çocuğun 12 yaşındaki bedenine sıkılan 13 kurşunun 13’üncüsü hep öyle “fazla” kaldı ve yıllardır dönüp dolaşıp kurşun olarak, bomba olarak, mayın olarak, roket olarak, panzer olarak çocuklarımızı öldürüp duruyor. Hiç bir silah, hiç bir tetik, hiç bir saldırgan parmak ona “hayır” demiyor; saraylar, padişahlar emriyle en namert tasallutun arkasına saklanarak vurup kaçıyor.

Durduramıyoruz, yakalayamıyoruz...

Yobaz ve faşist devlet nefreti keskinliğiyle aramızda dolaşıp ömürsüz bir mutant gibi değişime uğrayarak koca bir coğrafyayı baştan sona yaşanmaz bir zindana çeviriyor.

Öldürücü silah olmak dışında bazen “kayyum” oluyor, “hakim” oluyor, “savcı” oluyor, bazen “cinsel saldırı aygıtı”, değişik çap ve markalarda “sapık” ve “sapkın” oluyor.

Ankara’dan Diyarbakır’a koca bir halk yarı yarıya bir olmuş, cephe olmuş ama bu garabeti kendinden menkul mutantı durduramıyor, abilerinden “fazla bilye” istemesi gereken çocukların karşısına “fazla kurşun” olarak, “sapık” ve “sapkın” olarak çıkıyor ve onu sıkanlar, ona güç verenler kendi çocuklarına bilye dahi alamayacak kadar “general sığlığı”nda, “molla ceberrutluğu”nda adamlar ve kadınlar.

Mustafa Kemal-Tayyip Erdoğan miksajından fırlamış tipi ve zihniyetiyle Kızıltepe kayyumuna sorun, tek çocuğu olan o çocuğa gösterdiği babalık şevkâtinin altında nasıl bir mutant ruhu yatıyor ve nasıl bir İslam dini fantazisi yaşıyor ki, ellerinde barışın simgesi güvercin olan iki çocuğun bulunduğu Uğur Kaymaz anıtını Ramazan ayında hem de iftar saatinde yıkıp atıyor?

Üstelik bir de, devlet sistemi içindeki resmi yıldönümleri dışında özel yaşamında anlamlı bir yıldönümünü bile hatırlamayan, eşine bir çiçek dahi almayan bu soğuk ve nemrut ruhlu adamın “çocuk cinayeti yıldönümü fantazisi” var. Ki, belediyeye kayyum olarak atandıktan sonra ilk işlerinden biri Uğur Kaymaz’ın annesini, Uğur ve babasının katledilişinin yıldönümünde, yani aynı gün işten çıkardı.

Dehşet bir DAİŞ fantazisi, dehşet bir kılıç artığı psikolojisi.

Bu kıravatlı ceberrut molla Kızıltepe’de Uğur Kaymaz’a sıkılan “fazla kurşun”un mutant haliyle iftar fantazisi yaşarken, muadili bir sapık ve sapkın o sıralarda İzmir’de 10 yaşında bir kız çocuğuna cinsel saldırıda bulunup öldürüyordu.

Neresinden baksanız gerici, yobaz ve bağnaz din toplumu ürünü bu insanlık ve özgürlük düşmanı vakıların hastalıklı sahipleri koca bir ülkeyi “yerli ve milli şuur”un, “dört parmaklı dini zuhur”un dibine vura vura topluca uçuruma sürüklüyor.

En beterini gördüğümüz ama en beterini henüz görmediğimiz bu dinci, militarist, sosyal ve siyasal mutant saldırısı toplumu önlenemez bir ayrışmaya götürüyor. Bırakın özgür ve modern toplumsal yaşam normlarını, adamların insani değerlere, anılara, sembollere dahi tahammüleri yok, öldürdükleri insanlara dair bir iz dahi kalmasını istemeyecek kadar Selefi zihniyetliler.

Deyin ki Roboskî anıtı nasıl bir yasal aykırılık içindeydi ki yıktınız, Uğur Kaymaz anıtı nasıl bir sakınca taşıyordu ki kaldırıp attınız?

Nasıl bir şuur içindesiniz ki bu kadar siyasal sapkınlığı kaldırabiliyorsunuz? 

Özgür ve normal insanlığa karşı nasıl bir kin, öfke ve nefret içindesiniz ki kendi nefret kusmuğunuzda boğulurcasına fiziksel ve toplumsal değer cinayetleri işliyorsunuz?

Ama emin olun bu “ömürsüz mutantlar” bir gün yok olacak, halkın arasına saldıkları ve her gün yeni bir fiziki ve toplumsal cinayet işleyen o “fazla kurşun” bir gün onların “mutanat azraili” olacak ve kurtulmak için “imdat” çığlıklarıyla, zulmettikleri halka koşacaklar.  

Ve o zaman Uğur Kaymaz hep aynı yaşta kalan çocuklar adına elindeki o “fazla kurşun”la orada olacak; her kurşunun, her cinayetin hesabını, Kızıltepe’nin cam kırığı sokaklarını çıplak ayakla dolaşan bir çocuk hassasiyetiyle soracak. 



947
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: