Trump’ın beklenen hamlesi Katar

Selimferat@web.de | 13 Haziran 2017 Salı

SELİM FERAT

"Katar Krizi“ radikal bir çıkış oldu.

Trump’ın yapması gereken, beklenen birşeyler vardı. Sağ gösterip sol vuracak bir ABD’nin kalıbına uyan, Trump oldu. 

ABD’nin sürpriz atağı olarak adlandırılan bu çıkış öncesinde, ABD Suudiler’le 100 milyar dolarlık silah satımı konusunda anlaştı.

Bu tablonun yanına bir de son yıllarda, İran ile Katar arasında giderek gelişen işbirliğini koyun;

Paralel gelişmelerden biri olarak da, Türkiye ile Katar arasındaki derin devlet işbirliğini ekleyin;

Önemlisi de Mısır’da Abdel Fattah al-Sissi rejiminin takibatından kaçan Müslüman Kardeşler Hareketi’nin korunaklarının başında Katar’ın gelmesini de unutmayın;

Müslüman Kardeşler’in ikinci sığınağı Türkiye’yi gizli barınak olarak algılayın.

Sissi rejiminin iki öncü düşmanı, Katar ve Türkiye’yi tablonun ortasına yerleştirin…

Böylece Katar’a karşı Suudiler öncülüğünde gerçekleştirilen "politik kriz“in planlayıcısı Trump olması şaşırtıcı olamaz.

Ve kriz sonrasında yaptığı açıklamada, "Katar terörizme karşı mücadelenin ilk adımı“ dedikten sonra, ne oldu.

İkinci adım İran mı olacak?

Üçüncü hedef Türkiye mi?

Bu sorular daha sorulmadan…

Erdoğan aceleci davrandı ve "Veto“ hakkını kullandı.

Son yıllarda yakaları biraraya gelmeyen iki ülke: Türkiye ile İran buluştular ve Katar’a uygulanan iç ablukayı kırma kararı aldılar.

İki ülkeden Katar’a gıda maddesi yardımı gitti.

Sonrasında, Raqa’ya ikibuçuk asker gönderemeyen Erdoğan, 5 bin Mehmetçik’i Katar sahillerinde tatil yapmaya göndererek, Türk medyasına askeri bir zafer yaşattı.

Almanya Dışişleri Bakanı, ABD siyasetine ters bir hamlede bulundu ve Almanya’ya konuk olan Suudi Dışişleri Bakanı’na, komşularla ılımlı ilişkiler kurulması dileğinde bulundu.

Bu da Ortadoğu’daki "yeni paylaşım“ mücadelesinin Avrupa Kampı’nın başını Almanya’nın çektiğine işaret olarak kabul gördü. 

Böylece de Almanya, Fransa öncülüğündeki Cephe, ABD’nin kendileri adına kovboyluk yapmayacaklarına dair bir "nota“ düştüler. 

Almanya’nın NATO’nun ve ABD’nin icazeti olmadan İncirlik’i terketmesi, ince ayarlı bir siyasi/askeri manevra olarak kabul edilebilir.

Bu aynı zamanda Almanya’nın gelecekte, daha geniş çaplı askeri operasyonlara yönelebileceğinin de bir emaresi olarak kabul edilmeli. 

Konuya dönersek:

Suudiler’in ABD silahlarını satın almayla ilgili anlaşmaya varmasıyla, Suudiler’in ABD’yi Müslüman Kardeşler’i terörist listesine alma istemleri, ikili çıkarların buluştuğu kavşak oldu.

Taliban’ın Katar’da temsilciliğinin bulunduğu ve Katar’ın Hamas’la ilişkilerinin devam ettiği göz önünde bulundurulursa, üç milyona yakın nüfuslu Katar’ın, kulağının çekilmesi ABD ve Suudiler açısından bir zorunluluk oldu. 

Katar ile ilişkilerin sona ermesinin ABD’nin yararına olmayacağını tahmin etmek zor değil.

Ancak, bu krizden sonra da Putin’in, eğer ABD ile aralarında bir savaş çıkarsa, kimse sağ kurtulamaz şeklindeki açıklamasına bakılırsa, bu defa ABD’nin kimin kulağını çekmek istediğini tahmin etmek de zor olmamalı.

Paniğe kapılan iki ülke Türkiye ve İran. Merak edilen ise, Trump’ın bundan sonraki tahmin edilebilecek ancak sonradan, beklenmedik olarak betimlenecek hamlesi…



1327
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: