Rakka’da hızlı ilerlemenin nedenleri

13 Haziran 2017 Salı

SİNAN CUDİ


QSD güçlerinin 5 Kasım 2016 tarihinde Rakka kentini kurtarmak amacıyla başlattığı Fırat’ın Gazabı hamlesi, savaşın kente dayanmasıyla birlikte hız kazandı. Kentin doğu ve batı kesimlerinden ilerleyen güçler şiddetli çatışmalara rağmen hedeflerini tek tek almıştır. 

Bazı güçlerin DAİŞ ile QSD arasındaki bir anlaşmaya dayandırmaya çalıştığı bu hızlı ilerlemenin nedenlerini irdelemekte fayda var. 

2014 yılından beri DAİŞ ile yürütülen mücadelede kent savaşlarının rolü sınırlıdır. Kobanê, Minbic ve Tabka örneklerini bir kenarda tutarsak DAİŞ şehir içinde kısa süre savaşarak çekilmek zorunda kalmıştır. İster taktik, ister farklı bir nedenden ötürü, DAİŞ birçok kentten savaşmadan çekilmiştir. 

YPG’nin DAİŞ’e karşı yürüttüğü ilk önemli hamle olan Til Hemis hamlesindeki çatışmalar kentin dışındaki savunma hatlarında yoğunlaşmış; YPG güçleri kente girdiklerinde DAİŞ çatışmadan kentten çıkmıştır. DAİŞ açısından en önemli kent olarak adlandırılan Girê Spî’de çeteler kısmi bir direniş sergilemiş, fakat kent içinde savaşamamıştır. Hol, Şedad ve Tişrîn’de de durum çok farklı olmamıştır. 

DAİŞ’in kadrolarının içten gelen itirazlarına rağmen en fazla direndiği Minbic’te temel belirleyenin askeri taktik olmadığı bilinir. Türk devletinin ‘Fırat’ın Batısı’ propagandası doğrultusunda DAİŞ’e mümkün mertebe direnmesini emrettiği, bunun için Cerablus ve El Rai üzerinden ciddi bir destek sunduğu da defalarca ispat edilmişti. Amaç kantonların birleşmesini engelleyecek işgal hareketi için hazırlık yapabilmekti. 

Tabka için de aynı şey geçerli. Rakka hamlesini geciktirebilmek amacıyla Tabka’da savaşın yoğunlaşmasını istediği değişik kanallardan teyit edilmişti. DAİŞ’lilerin (Aslında TC özel savaş kalemlerinin) Tabka sürecinde yoğun propaganda ettiği “Tabka’yı alabilirseniz, Rakka’yı hediye vereceğiz” sözleri de bu geciktirmenin psikolojik boyutunu oluşturuyordu. Tabka savaşı sürecinde de içerde kalan DAİŞ’lilerin çoğu çıkmak, kenti savaşmadan bırakmak istese de dışarıdan gelen emirler hep “Biraz daha dayanın, saldıracak ve çemberi kıracağız” yönünde olmuştu. 

Kobanê savaşının nedenlerini, TC, Erdoğan ve DAİŞ açısından anlam ve önemini tekrarlamaya lüzum yok. Düştü düşecek muştusuyla açıklanan işgal girişiminin müsebbibi de belliydi nitekim. 

Özcesi DAİŞ’in askeri stratejisi kent savaşlarında kadrolarını telef etmemek, (El Kaide’nin ABD operasyonları öncesi elde tuttuğu kentleri bırakıp dağlarda kendini savunmaya alan stratejisiyle benzer olarak) şiddetli saldırılara karşı geri çekilerek gücünü sağlam tutmak, gerilla tarzı eylemlerle karşı gücü yıpratmak, mümkünse engellemek, olmazsa da geciktirmektir. 

Dünyanın en eski savaş stratejisti olarak kabul edilen Sun Tzu’nun da teorize ettiği +/- formülü; ya da düşmanın güçlü olduğu yerde savunmaya çekilme stratejisi DAİŞ’in de uyguladığı bir stratejiydi.

TC ile bağı koparılan DAİŞ’in kendi askeri stratejisine uygun hareket ederek Rakka’da da fazla savaşmaması beklenir bir durumdur. Hedeflediği tüm alanları alma başarısını sergileyen QSD’nin Rakka’yı almasına da kesin gözüyle bakıldığından bu çerçevede yaklaşması gayet normal.

Bunun dışında şüphesiz QSD’nin taktik ve teknik açıdan güçlendiği gerçeğini de görmek gerekiyor. Önceki hamlelerde sadece QSD içindeki Arap bileşenlere verilen teknik desteğin Rakka hamlesi öncesi YPG’ye de verilmesi Rakka hamlesindeki hızlı ilerlemenin diğer bir nedenidir. 

Biliniyor, DAİŞ savunma hatlarında mayın ve suikast taktiğine ağırlık verir. Yol kenarlarına döşenen mayınların temizlenmesi hamlelerin gecikmesindeki temel nedenlerdendir. Yine kent içindeki hareket zırhlı araç eksikliği nedeniyle oldukça ağır olmaktadır. 

Fakat QSD’nin aktif saldırı gücü YPG’ye sunulan zırhlı araç ve teknik destek DAİŞ’in bu temel taktiklerini de boşa çıkartmıştır. Önceki tüm hamlelerde yollarda döşenen mayınların temizlenmesi ve gücün güvenli nakli için istenen zırhlı araçlar TC ambargosuna takılıyordu. Fakat Rakka hamlesiyle elde edilen bu araçlar hamleye büyük bir ivme kazandırmış durumda. 

Buna karşın DAİŞ bombalı araçlarla, küçük birimlere dayalı gerilla tarzı saldırı eylemleri gerçekleştirse de bu da erken uyarı sistemleri ve hedefleri uzaktan imha etmeye yarayan silahlar nedeniyle etkili olamıyor. 

Tüm savunma ve saldırı taktikleri boşa çıkan DAİŞ’in Rakka veya başka bir alanda sert bir direniş sergileyerek oldukça zayıflayan komuta gücünü heba etmesini beklemek saflık olur. 

Hoş, iddia edenler açısından çok bir anlamı olmaz ama TC, Esad rejimi ve Rusya’nın DAİŞ ile anlaşıyorlar, DAİŞ savaşmadan çekiliyor diyerek itibarsızlaştırmaya çalıştığı Rakka hamlesinin ardında bu gerçekler yatıyor. 



4058
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: