Sara ve direnişle buluşma festivalini kaçırmayın

oezserikali@bluewin.ch | 13 Haziran 2017 Salı

ALİ ÖZŞERİK

İsviçre Gündemi


İsviçre’de 18. Haziran’da Kasernenareal (Zürich 1 Mayıs alanı) 4. Sakine Cansız Kadın Festivali düzenleniyor. Bu güne kadar yapılanlarından çok daha farklı olacak. Çünkü Festival irili ufaklı İsviçreli ve uluslararası kadın örgütlerince sahiplenildi.

İsviçre Kürt Kadın Hareketinin Kasama, Labyrınthplatz, Mor Verein, Sosyalist Parti, Al Alternative Liste, Dünya Kadın Konferansı, Frauen Cafe, Kampus Cadıları, Medico İnternational, Basta, Grüne (Yeşiller Partisi), SKB, Yeni Kadın, Solifonds, WILPF Schweız International Womens (Barış ve Özgürlük İçin Uluslararası Kadın Ağı), Tev Çand-Kadın, Kongra Star, Free Nekane birlikte organize ettiği festivalde Sakine Cansız (Sara) şahsında Kürt kadın direnişi zirvesini yaşayacak. Zira Sakine Cansız (Sara) artık dünyanın yeni Rosa Lüksemburg’u. Bunu giderek daha fazla hissediyoruz. 

Dünya kadın örgütleri Kürt kadın direnişini irdeledikçe Sara yani yeni Rosa Lüksemburg’la buluşuyor. Kadın, direniş, devrim, eşitlik, yeni yaşam gibi kavramlar en somut ifadesini orada buluyor, orada umuda dönüşüyor, orada mücadele kapıları açıyor. Kürdistanlılar bu festivale herkesten daha çok anlam biçmeli, katılım sağlamalı ve Sara’nın mirasını sahiplendiğini, bir mücadele alanı haline getirdiğini katılımcı örgüt ve İsviçreli konuklarına göstermelidir. 18 Haziran’da 1 Mayıs alanı en büyük kalabalıkla onurlandırılmalıdır. Her yaştan kadın, erkek, çocuk Sara ile buluşmalıdır.

Festivale ilişkin görüşlerine başvurduğum Kadın Aktivist Rojda Yıldırım’ın değerlendirmelerini buraya alarak yazıyı bitiriyorum:

Sakine Cansız (Sara), bir kadın, bir devrimci, kızıl saçlı bir isyancı. Kürtler O'na “Bizim Rosa Lüksemburgumuz” diyor. Belki de O'nu en güzel anlatan cümleyi yani “Hep Kavgaydı Yaşamım” diye tarif ettiği o sihirli üç kelimeyi yine kendisi tanımlamıştı. Bizim Sakinemiz yani Saramızın hayatı Ortadoğu'da yaşamış tüm kadınların fotoğrafı gibidir. Zulme, faşizme, kadına karşı her türlü hoyratlığa ve kadına reva görülen Ortaçağ karanlığına başkaldırmış bütün kadınların adıdır Sara. Sadece kadınlar için de değil, çıktığı coğrafya da halkları birbirine düşman eden, etnik milliyetçiliği öne çıkaran, kimlikleri karşıtlaştıran, ötekileştiren bütün dayatmalara karşın halkların kardeşliğinin de sembolüdür Sara. Kadın mücadelesinin halklar arası birleştirici, kardeşleştirici, sevgi köprüsü olabileceğine inanan ve bunu kendi duruşuyla da ortaya koyan kadınların sembolüydü Sara. Ortadoğu'da din adına vahşetin yaratılmasına, din adına halkların ve kadınların soykırımdan geçirilmesine, dincilik adına faşizmin üretilmesine karşı da mücadele eden özgür kadın duruşunun da adıydı Sara. Aynı zamanda insanlığın doğuş beşiği olan, insanlığın kültürel olarak ilk mayalandığı coğrafyalardan biri olan Mezopotamya’nın tarihsel direngen, üreten, doğaya ve insan toplumsallığının iç içe yaşaması gerektiğine inanan, barış ve adaletin özgürlüğün temeli olduğunu dile getiren kendi halkının yani Kürtlerin de özgürlük çığlığıydı Sara. Yüzyıllardır savaşa, soykırıma maruz kalmış bir coğrafya da “en büyük düşüm bütün dünyaya barış gelsin” diyen bir kadın, bir Kürt, bir Kızılbaş olduğu halde kendini dünya yurttaşı olarak gören bir kültürün adıydı Sara. 

Sakine Cansız, kızıl saçlı kadın. O zerafetin, inceliğin, hoşgörünün, birleştiriciliğin ve haksızlığa karşı direnişin mor simgesi. Tam da savunduğu bu değerlerden dolayı Türk devlet faşizmi tarafından katledildi. 

Sadece Ortadoğu'da değil, dünyamızı kasıp kavuran milliyetçiliğe, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, din adına faşizme karşı barış, kardeşlik, özgürlük diyenler için Sakine Cansız bir semboldür. Dünyamızı kirleten, her tarafı düşmanlaştırıp katliamları meşrulaştıran günümüz ataerkil, DAİŞ'çi zihniyete karşı insanlık cephesini özgürlük etrafında örmeye, “ben de insanım” diyenlerin buluştuğu kimliktir Sakine Cansız. İşte bunun için Sakine Cansız Kültür Festivali sadece direnen kadınlara değil, milliyetçiliğe, ırkçılığa, dinciliğe, cinsiyetçiliğe karşı olan tüm insanlığa bir çağrıdır. Şimdi her zamankinden daha çok yan yana durmaya, birlikte yürümeye ihtiyacımız var. Festivalimiz bunun için özgürlük adına atılmış anlamlı bir soluk olacaktır. 

18 Haziran’da Zürih 1 Mayıs alanında birçok kurumun ortak yapacağı festivalimize sizleri özgürlük adına anlamlı bir soluk almak için bekliyor olacağız. Gelin bir kez daha dünyada yükselen barbarlığa karşı “insanlıkta” ısrar edelim... Hep birlikte sanatın, kültürün, siyasetin kadınca tarafından dünyaya seslenelim... Şarkılarımızla, danslarımızla, sözlerimizle insanlığa küçük ama anlamlı bir sevgi damlacığı sunalım...



908
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: