Sorun yaratma becerisi!

reyhan_yalcindag@yahoo.com | 11 Kasım 2016 Cuma

REYHAN YALÇINDAĞ

“Mağdurum da mağduruz” deyip, 1. tekil ve çoğul şahıslarla başlayan cümleleri hatırlayalım. 2002’de AKP iktidara gelir gelmez bunu ne çok pazarlama konusu yaptı! Günlük-aylık-yıllık sinsi planlar halinde adım adım iktidar araçlarının tamamını kendi mülkiyetine geçirme harekatı olarak da özetleyebileceğimiz bu süreçte geldiğimiz merhaleye bakın! Ne mağduriyetmiş ama! Ortada demokrasinin, çözüm umudunun, özgürlüğün zerre kırıntısı kalmamış bir halde, binilen alamet çoktan kıyamete dönmüş bile. Neymiş, efendim çok mağdurlarmış hem de çok!

Bu öyle bir mağduriyet ki; “ne istediler de yapmadık, nankörler!” itiraflarıyla, ülkenin kanını emen Fethullahçı güruhları besleyerek çok mağduriyet yaşamışlar!

Yönettikleri büyükşehirleri parsel parsel satan AKP belediyeleri acayip mağdur olmuş! Kendileri, oğulları, akrabalarının edindikleri servetle neredeyse yeni bir ülke kuracak kadar zenginleşmiş bu AKP kadroları ne kadar da mağdur!

Kürt sorununu çözmek yerine kana bulayarak, binlerce ana-babayı evlatsız bırakarak kendileri mağdur olmuş! Üstelik de her fırsatta yaşamını yitiren asker polislerin geldiği mertebeye öykünürken, öte taraftan kendi oğullarının tamamına çürük raporu aldırarak yaşamışlar bu mağduriyeti. Sınırın öte yakasındaki Kürtlerle kardeşlik hukuku yerine sırf hiçbir kazanım elde etmesinler diye ülkeyi Ortadoğu bataklığına gömerek dehşet bir mağduriyet yaşamışlar.

3 gündür IŞİD üyeleri, 10 Ekim Ankara Gar vahşeti dosyasında dinleniyor Ankara Adliyesinde. Kanı donuyor insanın. Sınırı nasıl kalbura çevirdiklerini, Suriye’ye girip çıkarken nasıl da rahat olduklarını anlatıyorlar. 

Sur’u, Nusaybin’i, Şırnak’ı yerle bir ederken, Cizre’de insanları diri diri yakarken neymiş efendim aslında AKP mağdur oluyormuş!

Ve nihai perde: Hukuk katliamı yapılarak tutuklanan DBP’li belediye başkanlarının yerine kayyumlar atanmasının pervasızlığından sonra AKP’nin son mağduriyetine bakın; neymiş efendim, “HDP’li vekiller kendilerini tutuklatarak kendilerine alan açmışlar!” Böyle bir kepazelik, böyle bir aymazlık, böyle bir utanmazlık olamaz. AKP’nin eski Anayasa Komisyonu başkanı, kurucu üyesi ve bir hukuk profesörü (!) bunu söylüyor. 

13 milletvekilinin evlerini gece yarısı korsanvari yöntemlerle bas, gözaltına al, önceden siyasi iktidarın isteği doğrultusunda tutuklama kararlarını ver, mafyatik yöntemlerle askeri uçaklar- helikopterlerle Türkiye’nin öbür ucundaki cezaevlerine hapset; sonra da “HDP’liler kendilerini tutuklattı de!”. Tüm dünyanın havsalasını durduran bir çıldırma ve çıldırtma hali bu! 

Aynı yöntemlerle farklı sonuç elde etmeyi uman bir iktidardan ne hayır gelecek ki kendi halkına, bölgesine, insanlığa? 22 sene önce Meclisten attığınız vekiller size boyun mu eğdi? 10 yıl cezaevinde direnmediler mi? Onları 10 yıl tutsak ederek Kürt halkına hangi konuda geri adım attırabildiniz? 2009’da tutukladığınız binlerce Kürt siyasetçi sizden aman mı diledi? Görevden aldığınız belediye başkanları tek bir gün geri adım mı attı? Şimdi sizden öncekilerin denediği yöntemleri fersah fersah geride bırakarak farklı bir sonuca ulaşılmayacağını görmüyor musunuz? Kürt halkının geride bıraktığı 100 yıllık bir direniş tarihi, muazzam bir öyküsü var. Bugünlere güle oynaya değil; inanılmaz bedeller ödeyerek geldiler. Kazanımları kimsenin lütfu değil; sadece kendi emeklerine dayanarak elde ettikleri kazanımlardır. Dolayısıyla da bugün hapsettiğiniz aslında 10 vekil değil; 6 milyonluk halkın kendisidir. “Başka olağan zamanlar olsaydı bunların hiçbirini yapamazdık” itirafında bulunan bu ülkenin cumhurbaşkanıdır! Bütün bu insani, siyasi, ekonomik kıyamları gerçekleştirebilmek için demek ki olağanüstü zamanlara ihtiyaçları var. Olağan süreçler işlerine gelmiyor çünkü…

“Sıfır sorun için geldik” diyenlerin sorunları çözmede geldikleri merhaleye bakın!

Sorun çözme mi, sorunları dehşet yumağına çevirip kördüğüme dönüştürme becerisi mi, bunu tüm dünya görüyor…kendileri de gördükten sonra bu ülkeden geriye ne kalacak, herkesin kafasındaki ortak soru ise bu…



2631
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: